• Dokümanlar

Son Haberler

Vefat Yıldönümü

Sabahattin Zaim Vefat Etti (ZAMAN)

Sabahattin Zaim vefat etti
 

Arkasında, millete hizmet için yetiştirdiği fidanları miras bıraktı

Prof. Dr. Sabahattin Zaim, bugün son yolculuğuna uğurlanıyor. Hocaların hocası, Fatih Camii`nde öğle namazını müteakip kılınacak cenaze namazının ardından Edirnekapı`daki aile kabristanına defnedilecek.

Hayatını insan yetiştirmeye adayan `hocaların hocası` Prof. Dr. Sabahattin Zaim, kendi ifadesiyle `diktiği fidanlar`ın ülke hizmetine geldiğini görerek fani dünyadan ayrıldı. Lenf kanseri sebebiyle 15 gün önce İstanbul Özel Sema Hastanesi`nde ameliyat geçiren Prof. Dr. Zaim, önceki gün rahatsızlanarak aynı hastaneye kaldırıldı. Yoğun bakıma alınan Zaim, dün sabaha karşı hayatını kaybetti. Prof. Dr. Zaim`in yetiştirdiği öğrenciler arasında Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Başbakan Tayyip Erdoğan, Başbakan Yardımcısı Nazım Ekren, İçişleri Bakanı Beşir Atalay, Maliye Bakanı Kemal Unakıtan ile eski siyasetçilerden Ali Coşkun, Nevzat Yalçıntaş gibi çok sayıda isim bulunuyordu.

Prof. Dr. Zaim, öğrencilerinin bugün ülkenin idarecileri olacağını hayal edemediğini, ancak onların ülkeye, millete güzel hizmetler edeceklerine inandığını dile getirmişti. Üniversitelerin insan yetiştirme müesseseleri olduğuna inanan Prof. Dr. Zaim, her devletin 5-10 kişi tarafından yönetildiğini, bu sebeple `insan yetiştirmenin` her şeyden önemli olduğunu ifade ediyordu. `İktisatın duayeni`, 40 yıl görev yaptığı İstanbul Üniversitesi`nde öğretim üyeliği yaptığı sırada öğrenci yetiştirmeye verdiği önemi şu şekilde anlatmıştı: "

1970`li yılların sonlarına doğru Sakarya Üniversitesi`nde İktisat Akademisi kurulmuştu. Ben de kendi üniversitemin yanı sıra burada da ders veriyordum. Buraya 24 kişiyi asistan olarak aldım ve kendime göre bir fidanlık oluşturdum. Aldığım bu asistanlar arasında Cumhurbaşkanı Gül gibi şu anda tanınmış birçok siyasetçi ve bilim adamı bulunuyordu. 24 asistanı aldığım zaman `Ne yaptın hocam, bu kadar insan alınır mı?` diyenlere, `Ben bir fidanlık oluşturdum, bu fidanlar yarın büyüyüp meyve vermeye başlayacak.` cevabını vermiştim."

81 yaşında vefat eden Prof. Dr. Zaim, ilerleyen yaşına rağmen emekliliğini konferans vererek, öğrenci yetiştirerek, yurtiçi ve yurtdışındaki sosyal ve kültürel etkinliklere katılarak değerlendiriyordu. Bugüne kadar binlerce öğrenci yetiştiren ve yetiştirdiği öğrencilerin bir kısmı bugün devletin önemli kademelerinde olan Prof. Dr. Sabahattin Zaim, hep mütevazı hayatıyla dikkat çekmişti. 5 çocuk babası, 10 torun sahibi olan Prof. Dr. Zaim, bugüne kadar yetiştirdiği öğrenciler ve iktisat alanındaki `duayenliği` sebebiyle hep saygı gören bir isimdi.

Özellikle `İslam Ekonomisi` üzerine yaptığı teorik çalışmaları sebebiyle pek çok ödül alan Prof. Dr. Zaim, İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi`nde görev yaptığı sırada aynı zamanda Milli Türk Talebe Birliği`nde (MTTB) `Sosyal İşler Başkanlığı` görevini yürütüyordu. Üniversiteden öğrencileriyle MTTB`de görüştüğünü ve dernek çatısı altında iktisat konferansları verdiğini anlatan Prof. Dr. Zaim, "İnsanların en hayırlısı insanlara faydalı olanıdır." hadis-i şerifini hayatına ilke edindiğini her gittiği yerde açıklıyordu.

Prof. Dr. Zaim, bugün ülkeyi idare eden ve bir zamanlar öğrencileri olan siyasetçilere `ekiplerini` iyi kurmaları yönünde tavsiyelerde bulunuyordu. Cumhurbaşkanı Gül`ü `beyefendi, sakin, azimli ve vefalı` bir kişi olarak nitelerken, Maliye Bakanı Unakıtan`ın ise yaptığı `şakalarla` belleğinde iz bıraktığını açıklamıştı. Öğrencilerinden Cumhurbaşkanı Gül`ün kendisi için ayrı bir yeri olduğunu ve hayatının hiçbir döneminde kendisiyle irtibatını koparmadığını belirten Zaim Hoca, "Başbakan olduğu zaman Ankara`ya geldiğim sırada Sayın Gül bana, `Bir numara olmanın işi zor hocam` demişti. Şu anda işinin çok daha zor olduğunu tahmin edebiliyorum. Ama dualarımızla onun yanındayız." demişti. Zaim, kurucu dekan olarak görev yaptığı Sakarya Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi`nden 1998 yılında emekli oldu, ancak ilimle uğraşmayı bırakmadı. Emeklilik yıllarını `okuyorum, yazıyorum ve konuşuyorum` şeklinde değerlendirdiğini anlatan Zaim, emekliliğini konferans vererek, öğrenci yetiştirerek, yurt içi ve yurt dışındaki sosyal ve kültürel etkinliklere katılarak değerlendirdi.

Ölüm döşeğinde bile öğrencilerine yardım için çabaladı

Prof. Dr. Sabahattin Zaim, yüzlerce bilim adamı ve devlet adamı yetiştirdi. Karakter itibarıyla çok sempatik, güler yüzlü ve sosyal ilişkileri güçlü olan Sabahattin Zaim, öğrencilerinin bütün meseleleriyle yakından ilgileniyordu. Yarım asırdır Zaim`in yanından hiç ayrılmayan Prof. Dr. Nevzat Yalçıntaş, ülkenin gerçek bir ilim adamını kaybettiğini belirtiyor. Vefatından birkaç gün önce kendisini ziyarete giden Yalçıntaş`a öğrencileriyle ilgilenmesini vasiyet eden Zaim, beyefendi kişiliğiyle tanınıyor. "Evlatlarına gösterdiği şefkatin aynısını bize de gösterirdi." diyen Yalçıntaş, hocasıyla ilgili bir hatırasını şöyle anlatıyor:

"Oğlum Murat Yalçıntaş`ı sünnet ettirmek için düğüne karar vermiştik. Bunu duyan hocam düğün masrafları için bankada biriktirdiği parayı bana vermek istediğini söyledi. Karşı çıkmama rağmen benimle Beyazıt`tan Karaköy`e kadar yürüyerek bankadan para çekip verdi." Zaim`in yanında uzun süre asistanlık yapan Doç. Dr. Numan Kurtulmuş, `hocaların hocası`nın emekli olduktan sonra talebelerine anlattığı hatıratın yakında yayınlanacağını ifade ediyor. 1985`ten 1998`e kadar asistanlığını yapan Kurtulmuş, Prof. Dr. Zaim emekli olduktan sonra bir grup talebesinin 20 hafta boyunca onunla bir araya gelerek hatıratını anlattırdıklarını belirtiyor.

Sanayi Bakanlığı Müsteşarı Prof. Dr. Yusuf Balcı, Türkiye`de belli bir misyona sahip ne kadar insan varsa hepsinde Zaim`in büyük katkıları olduğunu vurguluyor. 1983`ten itibaren Zaim Hoca`nın asistanlığını yapan, doktora tezini de ona veren Balcı, `hocaların hocası`nın dikkat çeken özelliklerini şöyle sıralıyor: "Konuları, insanların zihninde soru işareti bırakmayacak şekilde halisane anlatıyordu. Uluslararası camiada da çok büyük etkiye sahipti. İslam ekonomisine ilişkin ilk eserleri yayınlayanlardandı."

Öte yandan, Sema Hastanesi Başhekimi Doç. Dr. İlyas Akdemir, Zaim`in son anına kadar Kur`an-ı Kerim okuduğunu belirterek, kendisini en çok mutlu eden durumlardan birinin de Makedonya`da kendi ismini taşıyan okuldan gelen öğrencilerin ziyareti olduğunu söyledi. Sabaha karşı vefat eden Zaim ile ilgili bilgi veren Akdemir, "10 aydır lenf kanseriydi. Kanserin yayılmış olması, hastanın da yaşlı olması sebebiyle kemoterapi uygulanmadı. Sadece ağrı kesici ve beslenmeye yönelik bir tedavi uygulandı. Çok şükür çok ıstırap çekmedi." şeklinde konuştu. Çok önemli kişilere emek verdiği için hastanede kaldığı 3 haftalık dönemde çokça ziyaretçisi olan Zaim`i Başbakan Erdoğan`ın da ziyaret ettiğini belirten Başhekim, Cumhurbaşkanı Gül`ün de sık sık arayarak halini sorduğunu kaydetti.

Devlet-i Âliye-i Osmaniye`nin yavaş yavaş sendelediği 17. yüzyılda Anadolu topraklarının manevi şehri Konya`dan, bir grup sipahi, atlara binerek Balkanlar`a doğru yol alır. Bu cengâverlerin içinde Aslan Zeamet(zahmet sahibi) isimli bir yiğit vardır. Bu yiğit, Üsküp`ün Bulgaristan`a doğru uzanan İşkip şehrinde kendine yer tutar. Aslan Zeamet`in soyu, Keresteci Mehmet Bey`e kadar ulaşır. Kereste ticareti ile meşgul olan Mehmet Bey, Balkan Harbi çıkınca dedeleri gibi cepheye koşar. İlk önce Balkan Harbi`nde sonra da Birinci Cihan Harbi`nde savaşır.

O yıllarda Mehmet Bey`in Sabahattin ismini verdiği oğlu doğar. Yıl 1926`dır. Harbin akabinde Yugoslavya`nın Müslümanlara uyguladığı zulüm sebebiyle Mehmet Bey ailesiyle Türkiye`ye döner. Şeceresini tüm detaylarıyla bilen Sabahattin Zaim, yaşadıklarını ve annesinin de Kafkasya`dan geldiğini ne zaman anlatsa `Biz göçmen değil muhaciriz.` diyordu. 1934 yılında Türkiye`ye geldiklerinde Fatih`te dedesinin evinde oturmaya başlar. İlkokula Yugoslavya`da başlayan Zaim, burada Makedonya`nın Cumhurbaşkanı Kiro Gligorov ile aynı sınıfta okur.

3. sınıftan sonrasını Fethiye okulunda tamamlar. Daha sonra Arapça ve Farsçanın okullardan çıkartıldığı Batılılaşma döneminde Vefa Lisesi`ne yazılır. 1940`lı yıllarda hayata geçirilmeye çalışılan Batılı sınıfların ilk öğrencilerinden biri Odur. Eğitim sisteminin ağır müfredatına dayanamayan öğrenciler okuldan uzaklaşırken, Zaim ve 13 kişi okulu bırakmaz. Nurettin Topçu ve Reşat Ekrem Koçu gibi dönemin en iyi isimlerinden dersler alır. Zaim hoca, "Tüm inkılâplar insanları, İslam`la, Osmanlı ile olan münasebetlerini kesme hamleleri üzerine kuruluydu. Hatta resmen Hıristiyanlığı teklif edenler bile olmuştur. Böyle bir dönemde Kur`an okumak ve okutmak yasaktı." diyordu.

1947`de Mülkiye`yi bitirdikten sonra İstanbul`da Fatih kaymakam vekili olarak çalışır. Memuriyetle akademik çalışma arasında birtakım sıkıntılar yaşasa da doktora derslerine devam eder. Ord. Prof. Dr. Gerhart Kessler ve Chris Noysvart gibi hocalardan dersler alır. O yıllar kanunların üniversitelerden geçip sonra Meclis`e gittiği yıllardır. Zaim Hoca o dönemi, "Eğer sendikaların istikameti bizim kürsüde değil de İdris Küçükömer`in kürsüsünde olsaydı Türkiye komünist olurdu." diye anlatır.

Amerika`dan dönünce Türkiye`de ilk kez çalışma ekonomisi dersini vermeye başlar. 1957`de Zeyrek`teki Abdülaziz Efendi`ye gider. Buradaki toplantılarda Necmettin Erbakan ve Korkut Özal`la tanışır. Türk sanayiinde önemli mihenk taşlarından birisi olacak Gümüş Motor projesi bu görüşmelerde ortaya çıkar. Lakin Avrupa ve Amerika Türkiye`ye motor fabrikası satmaz. Pes etmeyen Zaim hoca, Uzel Traktör Sanayii ile Anadolu Cam Sanayi`nin kurulmasına önayak olur. Faisal Finans`ta başkan vekilliği yapar. İslam ülkelerinde her türlü faaliyet için onun ismi öne çıkmaya başlar. Artık İslam dünyasında aranan ekonomi otoritesidir. Çalışma ekonomisi konusundaki kitaplarıyla ayetler ve hadislerle günümüz ekonomisine ışık tutucu çözümler sunar. Örneğin şu tespitleri ciddi kabul görür: "İslamiyet`te borç tavsiye edilmez. Peygamberimiz dua ederken şöyle derdi: `Ya Rabbi, beni günah işlemekten ve borca girmekten koru, muhafaza eyle`. Şimdi`Borç yiğidin kamçısıdır` derler. Buna benzer sözlerin hepsi münafıkların sözleridir."

Osmanlı`nın yıkımından yıllar sonra 1969`da ilk defa İslam İktisadı Konferansı düzenlenir. Birçok iktisatçı Cidde`de yapılan bu konferansa katılır. Aynı yıl Riyad`da bu sefer Sabahattin hoca bir kongre yapar. Kongreye Turgut Özal da iştirak eder. Kongrelerin semeresi, Cidde`de Uluslararası İslam İktisadi Enstitüsü, Pakistanlı Ziya-ül Hakk`ın İslam Üniversitesi`ni açması ve İslam Kalkınma Bankası kurulmasıyla alınır. Bundan sonrasını Sabahattin hocanın anlattıklarından öğrenelim: "1990`dan sonra Rusya`nın yıkılmasıyla birlikte tekrar ehl-i küfür İslam`a karşı birlik oldu. İslam dünyası da buna karşı hazırlıklı davranamadı. İslam dünyası başsız kaldı. Kral Faysal, Rıza Şah, Turgut Özal, Ziya-ül Hak öldüler... İslam ülkelerinde, devletle milletler birbirinden kopuktur... Yöneten kadrolar ihlâslı olmayınca milletler arası kurumsal işbirliği de yapılamıyor... Bizim görmemiz, başarılı olmamız şart değil. Karınca misali Kâbe`ye doğru yürüyeceğiz, yürüyebildiğimiz kadar."

Zaman, 10 Aralık 2007, Pazartesi