• Dokümanlar

Son Haberler

Vefat Yıldönümü

Sen Yürüdün, Alem Yürüdü Hocam

İBRAHİM ÖZTÜRK
i.ozturk@zaman.com.tr

Sen yürüdün, âlem yürüdü hocam!

Her çocuğun gönlünde rüyalarını ve hayallerini süsleyen kahraman ya da kahramanlar vardır. Mustafa Özel''in nefis ifadesiyle, bir neslin kahramanı kimse, her halde o medeniyetin geleceği de buna benzer.
Yüreğimi yerinden fırlatan ilk kahramanlık kitabını, Türk Tarihinde Çocuk Kahramanlar''ı annem çarşıdan ekmeklerin, sebzelerin içinde köyde bana getirdiğinde bir çırpıda okumuş, her bir hikâyenin kahramanıyla dağlara çıkıp yaslanmıştım. Elimde kalkan, gürz, kılıç; altımda küheylanım, dağlar bayırlar aşıp, Silistre''de, Varna''da, Plevne''de, Yemen''de, Allahu Ekber Dağları''nda, Aziziye Tabyaları''nda, Galiçya''da, Çanakkale''de, nihayet Sarıkamış''ta zaferden zafere koşmuştum. Ben belki de kahramanı Battal Gazi, Allah''ın aslanı Ali, Yiğitler Serdarı Ömer ve Halit, Kudüs Fatihi Salahaddin olan neslin son halkasıyım.

Yaş ilerledikçe çocukluk kahramanlarının yerini ilim ve irfan âleminin kahramanları alıyor. Başbakanımız Tayyip Erdoğan ve Cumhurbaşkanımız Abdullah Gül''ün omuzlarında ebedi yolculuğuna çıkan merhum Sabahattin Zaim hocamızın tabutunu gördüğümde, gençliğimin büyük kahramanı Necip Fazıl''ın dizeleri aklıma takıldı:

"Son gün olmasın dostum,

Çelengim, top arabam.

Alıp beni götürsün,

Tam dört inanmış adam."

Sabahattin hocamız acaba ömründe böyle kaç ''dört inanmış adamı'' titiz bir bahçıvan edasıyla büyütmüştü? Kimse sayısını bilmiyor olmalı.

Kapitalizme alternatif olacak diye, liseli yıllarımda İslam ekonomisiyle ilgili elime ne kadar kitap geçtiyse okumuştum. Bilhassa Mısır''dan Seyyid Kutup, Pakistan''dan Mevdudi ve İran''dan Muhammed Bakır Es Sadr''ın kitapları temel kilometre taşlarıydı. Bu kaynaklar genelde bir ''model'' takıntısı içindeydi. Alternatif olacak ya! Benim Sabahattin hocadan öğrendiğim en kritik ders ise çok farklı. Model filan hikâyedir. Değişmez gerçek ise "İslam insanıdır." Zira sistemlerin şifresi insandır. İnsansız bir model olmaz. Bu, bir ütopya değil, tarihin çağrısıdır.

O halde hedef, Nurettin Topçu''nun ardına düştüğü, "Varlığını ölümsüz Anadolu ruhundan alan, yaşama zevkini unutup yaşatma aşkına gönül veren, hizmetlerinin karşılığını maveradan bekleyen, gösterişsiz-nümayişsiz hizmet ehli gençler" yetiştirmekti. Necip Fazıl ciğerinden kalemine kan çekerek yazdığı Gençliğe Hitabe''sinde ''bu gençliği karşısında gördüğünü'' ifade ediyordu. İşte o nesil şimdi hocalarını omuzlar, eller üstünde ebedi mekânına tevdi ediyorlardı. İstiklal şairi Mehmet Akif''e bu nesil daha yetişmemişti, o yüzden mahzun yaşayıp, öylece göçüp gitti.

Gözlerim gazetede o tarihe düşen son dondurulmuş kareye takılıp kalıyor. Cumhurun başı Abdullah Gül, adeta neslinin son türü olan nadide bir çiçeği koklarken gösterilecek bir ihtimam ile hocasının elini öpüyor. Hocası da adeta ''ay yavrum ben sana kıyamam'' der gibi titreyen şefkatli elini kadife gibi onun saçlarında kaydırıyor. Hemen yanı başında arkadaşı Ali Coşkun ile büyük devlet adamı Bülent Arınç, adeta zaman durmuş gibi, kalp atışlarının ritmik sesleri altında ve derin manevi hazlar içinde, bu kelebek uçuşunu seyre dalmışlar.

Aslında çileli bir çocukluğum ve meşakkatli bir eğitimim oldu diyeceğim. Ancak bu önde giden atlıların hikâyesini dinledikçe kendimi çok bahtiyar ve şanslı addediyorum. M. Emin Yurdakul, "Şairleri haykırmayan bir millet/Sevenleri toprak olmuş öksüz çocuk gibidir" der ya. Eğer bizim yol haritamızı çizen merhum Sabahattin Zaim hocalar, Allah uzun ömürler versin Nevzat Yalçıntaş hocalar olmasa idi işte biz gerçekten o zaman yetim kalırdık.

Bu vesile ile, kışta gelip kıraç topraklarda gül deren, baharı müjdeleyen, memleketin arka sokaklarında başı okşanmamış, gönlü hoşnut edilmemiş bir yavru kalmamalı diye yaş döken, ancak bu çocukların kokusunu şimdilerde gurbet ellerdeki çeyiz sandıklarında, genç kızlarının ilmek ilmek ördüğü kanaviçeler içinde ihtimamla saklanan Anadolu topraklarından yudumlayan, evrensel çocukların ağabeylerine, büyüklerine selam olsun.

 

13 Aralık 2007, Perşembe