• Dokümanlar

Son Haberler

Vefat Yıldönümü

İktisatın Duayeni

 

İktısadın duayenı

Türkiye’de olduğu kadar uluslararası düzeyde de tanınan, ekonomi, kültür ve hayır ‘ekol’ünün temsilcisi olmuş bir üniversite hocası o.



Kurucusu olduğu vakıf ve cemiyetler ona böyle bir isnad yapmamı doğru kılıyor sanırım. Türkiye Milli Kültür Vakfı, İlim Yayma Vakfı, Aydınlar Ocağı, İslami İlimler Araştırma Vakfı, Milletlerarası İslam İktisatçıları Cemiyeti kurucu üyesi ve İsviçre ile ABD’deki Milletlerarası Endüstri İlişkileri Cemiyetleri üyeliği. Bunlar cemiyet üyelikleri. Bunun dışında iş dünyasında da bir çok görevi olmuş. Onlara daha sonra geleceğiz. Prof. Sabahattin Zaim’in albümüne konuk oluyoruz bu hafta. Sabahattin Hoca, geçen yıl resmen emekli olmuş ama hâlâ bazı görevlerini fiilen sürdürüyor.


Zaim aslen Rumelili. Daha geriye, üç asır öncesine gidince ise Konya’ya dayanıyor geçmişi. Biraz daha derinlere gidince de Kafkasya’ya düşüyor yollarımız. İştipli (Makedonya’da) bir baba ile Köprülülü bir annenin üç çocuğundan ortancası olan Sabahattin Zaim, Kenan Evren’in babası ile de hemşehri. Babası Mehmet Bey tarafından ailesi 17. asırda Rumeli’nin fethine katılarak Kafkaslar’a gelen Zaim’ler İştip’e zeamet sahibi olarak yerleşince, geride bırakmaya hazırlandığımız yüzyılın ikinci çeyreğine kadar Rumeli’de yaşarlar.

Zaim, Vardar ve Babuna akrabalığı

Geçmişteki izlerini sürmeye ve şeceresini araştırmaya özel merakı olan Sabahattin Hoca’nın ilk bilinen atası Aslan Zaim. Ailenin Zaim soyadı da buradan geliyor zaten. Ancak Sabahattin Bey’in amcaları Hüseyin ve Ahmet, soyadı kanunu çıkınca Arapça olduğu için Zaim soyadını alamaz. Bunun üzerine Özyürek soyadını kullanırlar. Babası Mehmet Bey ise Zaim’in aile için ne ifade ettiğini izah eder ve bu soyadını kullanmaya ‘hak’ kazanır. Sabahattin Zaim Hoca’nın anne tarafından soyağacı da Kafkaslar’a dayanmaktadır. Annesi Saime Hanım’ın dedelerinden Ayan Ahmet Ağa Rumeli’nin fethine iştirak etmek için Kafkasya’dan katılmıştır Osmanlı Ordusu’na. Balkanlar’da Köprülü’ye yerleşen Ayan Ahmet Ağa ve torunları da burada çiftçilik yapacaktır. Sabahattin Zaim’in annesi Saime Hanım üç çocuklu bir aileye mensuptur. Diğer kardeşleri Nazire (Babuna) ve İbrahim Vardar’dır. Nazire Hanım bildiğimiz Prof. Cevat, Cahit ve Cevdet Babuna’nın annesidir. İbrahim Vardar da, bugün Sabah gazetesinde kendi üslubuyla ‘kulak çekmeye’ devam eden Ahmet Vardar’ın babasıdır. İbrahim Bey, Türkiye’ye geldikten sonra şimdiki Fatih Koleji’ni yaptıran vakfın beş kurucusundan biridir. Dolayısıyla Zaim Hoca, Cevat Babuna ile teyze, Ahmet Vardar’la dayı çocuğudur. Rumeli’nin fethi için yollara düşen ve biri İştip, diğeri Köprülü’ye yerleşen bu iki aile sonraki yüzyıllarda Mehmet ve Saime’nin evlilikleri ile birleşecektir. Bu evlilikten Burhanettin (Doğubank ve Sönmez Holding’in genel müdürü), Sabahattin ve Mustafa doğacaktır.

Cita Tursi Azia

Sabahttin Zaim’in babası Mehmet Bey kereste ticareti ile meşgul olmakla birlikte çiftlik, değirmen ve bağ bahçe sahibidir Rumeli’de. Dolayısıyla Zaim ailesinin hali vakti yerindedir o yıllarda. Mehmet Bey, Birinci Cihan Harbine gönüllü olarak katılır ve Kafkas Cephesi’nde savaşır. Onun öncesinde ise Balkan Harbinde, Balkanlar’daki Türkler’e uygulanan zulümlerin neticesinde aile herşeyini bırakıp Selanik’e gider, harp sonrası ise tekrar yurtlarına dönerler. Ancak Birinci Dünya Harbinden sonraki yıllarda Yugoslavya’nın Türk ve Müslümanlara uyguladığı ve ‘Cita Tursi Azia’ (Türkler Asya’ya) şarkıları eşliğinde süren zulüm, onları da yerlerinden edecektir. Hükümetlerin dış Türkler konusundaki kayıtsızlığı burada da kendisini göstereceğinden halk kendi başının çaresine bakmak zorunda kalacaktır. Yıl 1934’tür. Baba Mehmet Bey, Reis—ül ulemaya danışarak “Burada İslami bakımdan hürriyetimiz kalmadı. Ama Türkiye’den de İslami bakımdan iyi haberler gelmiyor. Ne yapalım?” diye sorar. Ulemanın cevabı, “Orası Türkiye’dir. Yarın başka türlü olur. Burada kalırsanız çocuklarınıza evlenecek kız bulamayacaksınız” olunca birçok Türk aile gibi Zaim ailesi de yollara düşer. Oradaki tüm mal varlıklarını yok pahasına satmak zorunda kalırlar. Eski Yugoslavya’da Sırplar çobanlık, Bulgarlar da ırgatlık yapmaktadır. Toprak ise Türkler’in elindedir. Dolayısıyla malları alacak paralı insanlar da yok gibidir. Zaim ailesi mallarının bir kısmını satar ama para transferi yasak olduğu için daha ziyade İstanbul’daki Yahudi komisyonculara yüksek meblağlar ödeyerek bu transferleri gerçekleştirirler. 1934’te ailesi ile birlikte bir İtalyan bandıralı gemiye binerek Türkiye’ye yola çıkan küçük Zaim, vapur Çanakkale’ye yaklaşınca çok heyecanlanacaktır: “Ayağımda tozluklu ayakkabılar, elimde bastonla (Balkan çocuklarının giyim tarzı) sekiz yaşında bir çocuk olarak Karaköy rıhtımına yanaştığımızda dayım tarafından karşılanarak Çarşamba’da dedemin evine (Şimdiki Fatih Kız Lisesi’nin bulunduğu yer) gittik. Böylece Türkiye hayatı başladı.” Böylece ailenin üç asırlık Balkanlar macerası da sona erer.

Cumhurbaşkanı ile aynı sınıfta

İlkokula Yugoslavya’da başlayan Zaim, burada Makedonya’nın bugünkü cumhurbaşkanı Kiro Gligorov ile aynı sınıfta okur. Üçüncü sınıftan sonrasını Çarşamba’daki Fethiye 16’ncı Okulunda tamamlar. Ardından 1943 yılında, okullarda Arapça ve Farsça yasaklanır, yerine Latince ve İngilizce eğitim verecek tedrisat değişikliği uygulamaya sokulur. Bu uygulama için de Galatasaray ve Ankara Atatürk Lisesi gibi Zaim’in liseyi okuyacağı Vefa Lisesi de pilot okul olarak seçilir. Latince ağırlıkla eğitim öğrencileri korkutmaktadır. Klasik şube olarak adlandırılan ve otuz kişinin oluşturduğu sınıflara alınan öğrencilere büyük vaadlerde bulunulur: “Buraya gelen hocaların hepsi üniversiteden gelecek ve mezunların hepsini Avrupa’ya göndereceğiz.” Gerçekten de hocalar üniversiteden gelir. Sabri Esad Siyavuşgil edebiyat, Reşat Ekrem Koçu tarih, Nureddin Topçu felsefe derslerine girer. Ancak bu otuz kişi dersleri beğenmez ki sayıları onüçe düşer. Ama Zaim direnir ve ilk mezunlardan biri olur, Minareci Videola’nın sahibi Tahir Minareci, Deva’nın kurucusu Vasıf Topçu, Karadeniz Holding’in sahibi Rauf Karadeniz ve Prof. Dr. Enis Öksüz gibi arkadaşlarıyla beraber. Bir sene sonra da Klasik Şube uygulaması kalkar. Lise sonrası mülkiye veya tıbbıye eğitimi ister, ikisi de tercihleri arasındadır. Ama kısmetinde Mülkiye vardır. Mülkiyeden sonra, 1953’e kadar “Başlarken devlet memurlarının karşıladığı, ayrılırken de bütün kasaba halkının ağlaşarak uğurladığı” kaymakamlık mesleğini icra eder, Fatih (Kaymakam muavinliği), Eyüp, Malatya/ Kahta, Sinop/Ayancık ve Kastamonu/Abana’da. Her an ‘istifa mektubunu cebinde taşıdığı’ kaymakamlığa politikanın daha fazla karışmasıyla dilekçesini yürürlüğe koyar ve daha önce başladığı doktora eğitimini devam ettirerek 1955''te İstanbul Üniversitesi’nde doktor olur ve emekli olacağı 1998’e kadar aynı üniversitede görev alır. Zaim aslında 1993’te emekli olacaktır ama Özal’ın açtığı 20 yeni üniversite dolayısıyla Üniversite Kanunu’na bir madde eklenir. Ek madde tam da Sabahattin Zaim Hoca’yı tarif etmektedir. Emeklilik yaşı geçen yıla kadar 72 olarak belirlenir.

Gümüş Motor’un ortaya çıkışı

Sabahattin Zaim, Amerika’dan dönüşünde 1957’lerden sonra Zeyrek’teki Abdülaziz Efendi’ye gider dayısı ile birlikte. Buradaki toplantılarda ‘İslami hareketin ilk genç nesli idi’ dediği Erbakan, Mustafa Köseoğulları, Osman Çataklı, Karayolları Genel Müdürü Rıdvan Dedeoğlu, Korkut Özal ve Şadi Pehlivanoğlu gibi isimlerle tanışır. Türk sanayiinde önemli adım taşlarından birisi olacak Gümüş Motor projesi bu görüşmelerde ortaya çıkar. Ama ne Avrupalılar ne de Amerikalılar motor fabrikası satmazlar Türkiye’ye proje için. Zaim, bundan sonra iş hayatının içinde bulunmaya devam eder. Pancar Motor Yönetim Kurulu Üyeliği yapar 1958’de. Uzel Traktör Sanayii ile Anadolu Cam Sanayii’nin kurucularından olur, yönetim kurullarında görev alır. TÜMOSAN’da da yönetim kurulu üyeliğinde bulunur. Şimdilerde Faisal Finans Kurumu’nda Başkan vekili olan Zaim 1966—67 yıllarında da Koç Holding’de işçi—işveren münasebetleri danışmanlığı yapar. Koç’un Sosyal Yardım Vakfı’nı kurarak ayırılır oradan. Başta söylediğim vakıflara ek olarak birçok hizmette daha bulunur Prof. Sabahattin Zaim. 1971’deki Libya’da Dünya İslam Gençlik Kongresi’nde başkan yardımcısı olunca bundan sonra İslam ülkelerinde her türlü faaliyet için Sabahattin Zaim ismi aranan isim olur. Milli Prodüktivite Merkezi’nin kurucularından birisi olan Zaim, 1993’e kadar bu kurumla da ilişkisini kesmez. Özal ve Erbakan’la birlikte yönetim kurulunda bulunur ilk başlarda.

Bakanlık teklifi

27 Mayıs 1960’ta ihtilalcilerden başlayarak hemen hemen her seçim döneminde siyasete girmesi yönünde teklifler alan Zaim, bu tekliflere kapısını hep kapalı tutar: “1958 yılında Muallimler Cemiyeti’nde konferans veriyorum. Ortak Pazar aleyhine ilk konuşmalar yapılıyor. Konferansta bir zat can kulağı ile dinliyor. Çıkınca da benimle evime kadar yürüdü. 27 Mayıs’tan sonra Milli Birlik Komitesi’nden birisinin ziyarete geleceğini söylediler. Meğer o 14’lerden Numan Esin’di.” Zaim, Recep Doksat ve Mümtaz Turhan’larla beraber 14’lerden bakanlık teklifi alır, kabul etmezler. Bunun üzerine Sosyal İşler Komisyonu kurarak orada kanunlar hazırlayıp ülkenin yeni idarecilerine yardımda bulunurlar. Zaim, uzun yıllar kendisini ve ailesini siyasetin dışında tutar ama son seçimlerde Fazilet Partisi’nin ‘en ileri geleninin’, İstanbul İl Başkanı ve eski talebesi Numan Kurtulmuş vasıtasıyla israrlı tekliflerine “Aileden illa birini istiyorsan serbest meslek sahibi Kerim’i alın” der. Cıngıllıoğlu ailesinden Ülya Hanım’la (Ülya Hanım Sabah’ı aldığı söylenen Halit Cıngıllıoğlu ile akrabadır. Ama Sabahattin Hoca’ya göre pek görüşmemektedirler) evlenen Sabahattin Bey’in beş çocuğundan üçüncü çocuğu olan Kerim Bey, İstanbul Büyükşehir’de Divan Katibi ve Ümraniye Belediyesi İmar Komisyonu Üyesi olarak Zaim ‘ler adına siyasete girmiş olur. Diğer çocukları da babasının yolunda giderek üniversitelerde görev alırlar. Mehveş (Tarım) Hanım doktordur, ikincisi Selim Bey ise Fatih üniversitesi’nde İşletme Bölüm Başkanı, dördüncü Abdülhalim Bey de bilgisayar mühendisidir. Saint Benoit mezunu Abdülhalim Zaim’i ise YÖK Amerika’ya doktora yapmak üzere gönderir. Ülya—Zaim çiftinin son çocukları Halil Zaim ise babasının yolunda ilerleyerek onun üniversitedeki yerini almaya hazırlanmaktadır.

Kafkasya ve Konya’dan Balkanlar’a uzanan, oradan yeniden Türkiye’ye dönüş yapan Zaimler’in hizmetleri devam ediyor. Biz de beğenerek izliyoruz...

email: ckalyoncu@hotmail.com