• Dokümanlar

Son Haberler

Vefat Yıldönümü

Evlad-ı Fatihan: Sabahattin Zaim

Fatma K. Barbarosoğlu
11 Aralık 2007 SalıEvlad-ı Fatihan: Sabahattin Zaim
Büyük dedeleri, Konya''dan evlad-ı Fatihan, Makedonya''ya yerleşmiş bir ailenin evladı olarak, 1926 yılında Makedonya''nın İştip kasabasında dünyaya geldi Sabahattin Zaim. Bey oğlu olarak geldiği dünyada, “efendiliği” kazandı ve hayat boyunca “beyefendi” kişiliğin mümtaz örneği olarak, “insanların en hayırlısı, insanlara faydalı olandır” ilkesini yaşamaya ve yaşatmaya çalıştı.

Kendisiyle yapılmış bir söyleşide, göçmen değil muhacir olduğunun altını itina ile çizdi: “1950''den sonra gelenlere göçmen deniyor. Biz Peygamber Efendimiz''in hicretini takip eden muhacirleriz.”

Ru be ru talebesi olmadım. İslam Ekonomisi üzerine yazdıkları üzerinden talebesiydim elbette. Ekonomi bilmeden sosyoloji öğrenilemeyeceğini kanaat getirerek, İktisat Fakültesi''nde doktora yapmama vesile olan onun kimliğidir. Anti-kapitalist bilinç oluşturmamda Nurettin Topçu ve Sabahattin Zaim''in doğrudan etkisi vardır. Zaten Nurettin Topçu Vefa Lisesi''nde Sabahattin Zaim''in felsefe hocasıdır. Reşat Ekrem Koçu tarih hocası. En iyi en idealist hocaların talebesi olmuştur Sabahattin Zaim. İçtimai İktisat Enstitüsü''nü kuran idealist-Yahudi Alman hocaların disipliniyle yetişmiştir. Bu disiplinde doktora dersine devam mecburidir mesela. Tek mazeret vardır derse gelmemek için, o da talebenin vefatı.

Kader, Sabahattin Zaim hoca ile bir hoca-talebe olarak buluşmamızı engelledi. Değişik vesilelerle buluşma çabam neticesiz oldu. Nasibimi zorlamadım. Kitaplardan iz sürdüm. Ama talebelerine muamelesini kıskandığım bir hoca idi Sabahattin Zaim. Muhit kuran hoca. Talebesini evladı bilen hoca. Evlatlarını unutan ama talebelerini unutmayan hoca.

Muhit kuran hocalar yavaş yavaş çekiliyor dünyamızdan. Hocalar çekildikçe “öğrenme” ve “öğretme” bir ibadet olmaktan çıkıyor. Öğrenme bir terbiye olmaktan çıkıyor. Kemale ulaşılan bir basamak olmaktan çıkıyor.

Kanal 7''nin yapmış olduğu bir belgesel aracılığı ile “ev halini” daha yakından tanıma imkanına sahip olmuştum merhumun. Biraz da o belgeselden ilham ile tanıdığım bütün hocalardan, Fatıma validemizin kırk yamalı seccadesi niyetine bir karakter yaratmaya çalışmıştım Hiçbiryer romanının İhsan hocasında.

İhsan Hoca''da; Prof.Dr. Nihat Keklik''in talebesinin zihninde ışık saçan vurucu cümleleri vardı mesela. Orhan Şaik Gökyay''ın hocalarının kendi üzerindeki hakkını talebelerine ödemeye çalışan mükrimliği; ve daima şefkatli, mütebessim, talebesinin her derdini ciddiye alan tavrı ile Sabahattin Zaim vardı. Hiç tasvir etmediğim halde Hiçbiryer romanının İhsan hocasını yazarken gözümün önüne bilmiyorum neden daima Sabahattin Zaim gelmişti. Yani ben Sabahattin Zaim hocayı bir karakter olarak yerleştirmeye çalışmadım. O vücud dilinin bütün samimiliği ile talebesine “hayat veren hoca” olarak kalemime gelip yerleşti. Bundan hiç bahsetmedim. Şimdi bilmiyorum neden, biraz önce radyodan ölüm haberini duyunca Hiçbiryer''in İhsan hocasını yazdığım zamanlar geldi bu yazıya arkadaş.

Katıldığı bütün panellerde, şeref konuğu olarak davet edildiği kürsülerde, cemal sıfatının gözle görünür bir emanetçisi olarak durdu. Aldığı her daveti “ilminin ve sıhhatinin” zekatı olarak kabul ettiğinden, hiç red etmedi. O red etmedikçe isteyenlerin isteği giderek arttı.

Hoca hayatı boyunca aktı. Aktı. Emeği daha çok insan yetiştirmek içindi. Hocalığın dışında hiçbir sıfata talip olmadı. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, İçişleri Bakanı Beşir Atalay''a kadar, tek tek saydığımızda köşenin hacminin yetmeyeceği siyasetin zirvesinde olan isimler, merhumun öğrencisi idi. Hocanın kendi tabiri ile kurmuş olduğu fidanlıktan birer fidan. Şimdi her biri ağaç oldu.

Onun ibretlik hayatının en temel renklerinden biri, elinde bütün imkanlar olduğu halde siyasete uzak durmasıdır. Bilfiil siyasetin içinde olmaktansa, siyaseti yapacak insanları yetiştirmeye önem vermesinde genç bir kaymakam iken siyasetin kirli diline muhatap olması önemli bir rol oynamıştı belki de. 1948 seçimlerinde Sabahattin Zaim kaymakamdır. Açık oy gizli tasnif yapıldığı için halk seçimlere gitmeyerek tavır almaktadır. İçişleri Bakanlığı tarafından, kaymakamlara talimat verilerek seçimlerde rey vermeyenlerin isimlerinin tespit edilmesi istenir. Bu talebi red eden kaymakamlar arasında Sabahattin Zaim de vardır. Bu olay memuriyete değil ilmiyeye intisap etmesi gerektiği konusundaki fikrini hayata geçirmesini hızlandırıcı bir sebep olur.

“Her toplumu 10-15 bin insan yönetti. Bir ülkenin kalkınması, yetiştirdiği uzmanları doğru yetiştirmesi” demektir diyen hoca, bilginin her gün artabileceğine ama eğitimin sadece bir defa olacağına inanmıştı. İlm-i hal''i yaşayan ve yaşatan bir kitap idi hoca.

Hoca''lık onun hakikaten sıfatı idi. O hocaların hocası idi.

Mekanı cennet olsun