• Dokümanlar

Son Haberler

Vefat Yıldönümü

Övülmeye gerçekten layık...Milli Gazete / 12.12.2007

Övülmeye gerçekten layık faziletli Müslüman merhum Profesör Sabahattin Zaim Bey

 

Mehmet Şevket Eygi

İnsanları övme konusunda cömert değilimdir. Merhum Profesör Sabahattin Zaim bey gerçekten övgüye layık bir zattı. Güler yüzlüydü, hep tebessüm ederdi. Nezih, afif, temiz bir aydındı. Samimî ve muhlis bir Müslümandı. Muvahhid idi, mü’min idi, musalli idi, müstakıym idi. Ehl-i Sünnet inancına bağlıydı. Yüce İslâm dinine sadece hizmet etmiştir. Onun din ve mukaddesat istismarı ve bezirganlığı yaptığı görülmemiştir. Mütevazı idi, dünya alâyişinden uzak dururdu. Ömrünün sayılı nefeslerini tamamladı ve 81 yaşında olduğu halde büyük yolculuğa çıktı. Allah rahmet eylesin, mekânı Cennet olsun.

Yeri doldurulur mu? İktisatçı olarak doldurulsa bile insan olarak, Müslüman olarak doldurulması çok zor...

Cumhurbaşkanının ve Başbakanın cenazesine gelmeleri bir kadirşinaslık olmuştur.

Camide yer bulamadım, avluya serilen kağıtlar üzerinde namaz kıldım, Fatih Camii rüzgarlıdır, epey üşüdüm.

Merhum üstad Sabahattin Zaim’in cenaze namazını muhterem Emin Saraç Hoca kıldırdı. Ben kalabalık dolayısıyla orada iken göremedim. Cumhurbaşkanı ile Başbakan tabutu omuzlamışlar, bir müddet taşımışlar. Bu taşıma kime şeref kazandırdı? Merhuma mı? Hayır, taşıyanlara...

Bir toplum için en büyük felaket, faziletli büyüklerin yerlerinin doldurulamamasıdır. Yabancı ülkelerde çok bilgili, uzmanlık bakımından çok güçlü, birkaç dil bilen elemanlar yetiştirebiliriz ama bunların bilgileri ve uzmanlıkları kadar ahlâkları, karakterleri, faziletleri de yüksek olmalıdır...

Biz Müslümanlar üç şeye muhtacız:

- Bilgi ve kültür üstünlüğü.

- Ahlâk ve karakter üstünlüğü.

- Güzellik, estetik, sanat üstünlüğü.

Hafızasını yitirmiş bir toplumuz. Genç nesiller Sabahattin Zaim ve benzerlerini tanımıyor. Sebilürreşad mecmuası sahibi Eşref Edib’i bilen kaç genç çıkar? Bir ülkenin, bir devletin, bir halkın üç zamanı vardır: Geçmiş zaman, şimdiki zaman, gelecek zaman... Sadece şimdiki zamanla ayakta kalmak mümkün olmaz.

Binlerce büyüğümüzün hatıralarını yaşatmamız bizim için bir vefa ve sadakat borcudur.