• Dokümanlar

Son Haberler

Vefat Yıldönümü

Zaman Gazetesinde 22 Kasım 2002'de Çıkan Röportaj

ZAMAN          22-11-2002                          

Abdullah vefalıdır, millete verdiği sözleri tutacaktır’ - Başbakan Abdullah Gül’ün mezun olduğu ve doktorasını yaptığı İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi’nden hocası Prof. Dr. Sabahattin Zaim, Başbakan Gül ve arkadaşlarının başarılı olacağına inandığını söyledi.

Prof. Dr. Zaim, “Abdullah Beyefendi iyi yetişmiş, çalışkan, dürüst ve vefalı bir insandır. Vefalı olması, milletin ona verdiği görevi en iyi şekilde yerine getireceğine delildir.” dedi.

İstanbul Erenköy’deki evinde görüştüğümüz Prof. Dr. Zaim, talebesinin başbakan olacağını tahmin etmiş. “Tayyip Bey olmadıktan sonra Abdullah Bey olacaktı. Protokol de bunu gerektiriyordu. Başbakan olması memleket için büyük bir şanstır.” diyen Zaim, Gül’ün zor bir görev aldığını, ancak Türkiye ekonomisinin makus talihini değiştireceğine inandığını vurguladı. Başbakan Abdullah Gül ile hocası Sebahattin Zaim’in birlikteliği uzun bir geçmişe dayanıyor. Başbakan Gül, İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi’nde öğrenim görürken Prof. Dr. Zaim onun hocasıdır. Zaim ile Başbakan Gül, öğrencilik döneminde İstanbul Üniversitesi’nde, yardımcısı olarak Sakarya’daki Mühendislik ve Mimarlık Akademisi’nde, doktora yaparken, Sakarya Üniversitesi’ndeki öğretim üyeliği döneminde ve ardından Londra, İslam Kalkınma Bankası’nda ve doçentlik imtihanlarında beraber olmuşlar.

Başbakan Gül, Prof. Zaim ile en sıcak beraberliği Sakarya’da kurmuş. Prof. Zaim, bunu şöyle anlatıyor: “Öğrencilik ve doktora dönemini bizim üniversitede tamamladı. Fakat Sakarya’da bire bir münasetli olarak çalıştık; yani hoca ve yardımcısı şeklinde. Benim yardımcım olarak çalıştı. Temayüz eden bir şahsiyetti; diğer arkadaşları da aynıydı.”

Yeni hükümetten hak yolunda, halka hizmet etmelerini ve nefsaniyetlerine hakim olmalarını isteyen Prof. Zaim, “Bunu yaparlarsa başarılı olurlar. Ben bu kardeşlerimin başarılı olacağına inanıyorum. Çünkü ne yapacaklarını millet zaten onlara gösteriyor; ‘şunu istiyorum, bunu istiyorum’ diyor. Başarılı da olmak zorundalar. Millet fakir, vahim bir durumda. Ben 50 yıldır Türkiye’yi bu kadar iktisadi ve içtimai bakımdan perişan durumda hiçbir zaman görmedim; buna İkinci Dünya Harbi de dahil. Memleket çok feci bir duruma getirilmiştir.” diye konuştu.

Milyonlarca insanın açlık sınırında yaşadığını hatırlatan Zaim, eskiden köylerde insanların bağından bahçesinden ihtiyaçlarını karşıladığını, bunun da açlık tehlikesi yaşatmadığını anlattı. Zaim, bugün şehirlerde nüfusun yoğunlaşmasının bu durumu değiştirdiğini, köyde gelirin azaldığını ve köylülüğün kaybolması ile de açlığın başladığını söyledi. “Şehirlerde bir de orta sınıf vardı. Bu sınıfın belli bir yaşam standardı oluşmuştu. Fakat, bu sınıf da ihtiyacını karşılayamaz oldu. Perişanlık başladı.” diye konuşan Zaim, Gül’ün bunun bilincinde olarak göreve talip olduğunu ve başarılı olacağını ifade etti.

Meclis ve hükümette başka öğrencileri de var

Sabahattin Zaim hoca, çok güvendiği talebesi Başbakan Gül’ü memleket için büyük bir şans olarak görüyor. Gül ve arkadaşlarının rastgele bir eleman olmadığını vurgulayan Zaim, “Bunlar, yüzlerce, binlerce talebenin içinden seçilmiş elemanlardır. Dolayısıyla bunlar hem bilgi, hem ahlak ve karakter, hem de inanç bakımından mütenadir insanlardır. Abdullah Bey, inançlı, kamil ve olgun bir insandır. Bu nedenle vefa duygusu bu karakterinden bir tanesidir. O bakımdan talebeme itimadım tamdır.” şeklinde konuştu. “Abdullah Beyefendi ve arkadaşları bu toplumun içerisinden çıkmış, halkı, toplumu tanıyan, bilen insanlardır. Sırça köşklerde büyümediler. Bu çok önemli.” ifadelerine vurgu yapan Zaim, Meclis ve hükümet kabinesinde başka öğrencilerinin de olduğunu kaydetti. 
 
Akademisyen arkadaşları ‘Gül’ü niye aldın?’ dedi

Prof. Dr. Sabahattin Zaim, Sakarya’daki Mühendislik ve Mimarlık Akademisi’nde ders verdiği dönemde Abdullah Gül ve arkadaşları ile ilgili bir hatırasını şöyle anlatıyor:

“Mühendislik ve Mimarlık Akademisi’nde, ben üç yardımcı almıştım. Aldığımız üçüncü eleman Abdullah Bey’di. Daha sonra yardımcı sayımı 25’e çıkardım ve 25 tane yardımcım oldu. O vakit, akademideki mühendis hocalar bana takılıyorlardı; ‘Hoca bu kadar iktisatçıyı buraya aldın, bunlara kadro da bulamayacaksın, niye aldın bu kadar insanı?’ diye. Benim de cevabım her zaman şu olmuştur: Burası bir fideliktir. Böyle kıymetli elemanları buraya alıp bir fidan gibi diker ve yetiştirirsek, bunlar mümtaz şahsiyetler halini alır ve iyi bir eleman 10 yılda doçentliğe ulaşır, şahsiyet haline gelir. Ondan sonra bu milletin, memleketin hizmetinde istediğin yerde kullanabilirsin; ister bürokraside, ister politikada ve nitekim de böyle oldu.”
 

22.11.2002

İsmail Altunsoy / İstanbul